ULUSLARARASI ÖRGÜTLÜ TALAN ÖRNEĞİ: DÜNYA BANKASI, KALKINMA VE İNSAN VE ÇEVRE PEYZAJI

irfan erdogan 

Ulus içi talanla el ele iş gören uluslararası sömürünün yürütülmesi birbiriyle bağlı, birbirini tamamlayıcı ve oldukça rekabetci ve işbirlikçi ilişkiler içindeki sayısız örgütlenmeler ve faaliyetlerle yürütülür. Bu örgütlü sömürünün yürütücülerinin en önde gelen biri de Dünya bankasıdır. 

Dünya bankası elli yıllık çalısma tarihine 1995de ulaştı. Elli yılda kurulan, geliştirilen ve uygulanan faaliyet biçimi, bankanın sürdürülebilir kalkınma, insan ve çevre peyzajının korunması ve geliştirilmesi önünde duran en güçlü engellerden biri olduğunu göstermektedir. Kurumun yapısı, bu yapınının getirdiği kalkınma modeli ve bu modele bağlı olarak desteklenen projeler insan ve doğa peyzajının hunharca somürülmesine, kötüye kullanılmasına, dünyada yoksulluğun, insanın iş ve iş-dışı çevreden aldığı hastalıkların çeşitlenmesine ve artmasına yardım etmiştir. 

ÖRGÜTLÜ SÖMÜRÜNÜN YAPISI 

Dünya bankasınının örgütsel yapısı, işleyişi gibi, dünyaya egemen güçlerin materyal çıkarlarını dile getiren bir biçimdedir. Diğer bir deyimle, ikinci dünya savaşından sonra Amerikanın egemenliğinin kısa zamanda perçinlenmesi ve ardından 1970'lerde ekonomik duraklama ve yavat yavat gerilemesi, Japon ve Avrupa imperyalizminin yeniden canlanması yönünde değişmesiyle biçimlenen bir dünya ekonomik ve siyasal düzeninin örgütsel bir yansımasıdır. Yapının biçimi, çalışma şekli ve günlük faaliyetlerinde karşılaştığı kolaylıklar ve zorluklar, aynı zamanda, karşı mücadelelerin durumunun bir ifadesidir. 

Dünya nüfusunun % 20'si 10 zengin ülkede yaşar. Bu 10 ülke dünya gelirinin % 85'ini alırlar. Bu ülkeler Dünya bankasında oyların % 54'üne sahiptirler. Amerika % 17 oyla başı çekmektedir. 

Amerikanın yanında, Almanya, ingiltere, japonya ve Fransa Dünya Bankasının yönetim kuruluna kendi temsilcilerini tayin ederler. Kısaca, hem dünyanın zenginliklerinin üzerine, uluslararası ekonomik düzenin getirdiği gaspetme ilişkileri yoluyla, oturururlar hem de bu zenginliği kontrol mekanizmasından biri olan Dünya bankasında egemenlige sahiptirler. 

Öte yandan, örneğin, Sahara'nin güneyindeki 48 Afrika ülkesi Bankada sadece % 4.8 oya sahiptir. 

Banka üç ana birim ve bunlara bağlı alt-birimler yoluyla işlerini yürütür. 

1. Uluslarası Kalkınma Bankası (İnternational Bank for Reconstruction and Development), yani Orijinal Dünya bankası: Genellikle orta-gelirdeki ülkelere pazardaki faiz oranına göre borç verir. ikinci dünya savaşından sonra Amerikan ekonomik somürüsünun kapsamının genişlemesine ve Avrupayı ve aynı zamanda Avrupa imperyalizminin sömürü alanlarını ele geçirmesine veya bu alanlarda sömürüye egemen-ortak olmasına bu bankanın "borç" faaliyetleri büyük rol oynamıştır. 

2. Uluslararası Finans Korporasyonu (International Finance Corporation): Özel teşebbüş firmalarına borç verir ve para yatırımı yapar. Korporasyon yarı-bağımsız bir karaktere sahiptir. Kendi yönetim kadrosuna sahiptir. Bankanın hızla büyüyen bu kolunun 1993'deki yatırımı 2.1 milyar dolara ulaşmıştı. 

3. Uluslararası kalkınma Kurumu (the international Development Association): Kişi başına geliri 805 dolardan az olan ülkelere 40 yıla kadar uzun vadeli faizsiz borç verir. 

Birinci ve üçuncü kurumlar tek bir organ gibi çalışır. Ortak yönetim, personel ve facilities'e sahiptirler. Bankanın 1993'deki verdigi borçlarının totalinin % 92'sini verirler. 

Banka 8000'den fazla personele sahiptir. 

Banka fonlarının % 10'unu üye ülkelerin direk bağışlarından, yani vergilerden (halkın cebinden) elde eder. 

Bankanın yöneticileri ve danışmanları ya direk olarak ya da örgütün yapısının işleyiş biçiminin yarattıgi profesyonel ideoloji geregi özel sermayenin (özellikle finans ve yatırım sermayesinin) çıkarlarının gerçekleştiricisi rolündedirler. Örneğin, Bankanın Ozon operasyon birimi teknik danışması 7 kişiden oluşur ve bu kişilerin hepsinin kimya firmalarıyla sıkı bağları vardır. 

Dünya Bankası işlerini gizlilik içinde yürütür. Artan baskılar nedeniyle, halk enformasyon merkezini açtı, fakat çoğu projeler, çevre ve sosyal raporlar bu merkezden gizli tutulur. Borç verme kararlarına halkın katılması olanağı kesinlikle yoktur. 

Bankanın 1993'deki yönetim\idari bütçesi 1 milyar dolardı ve bunun büyük bir kısmı banka personelinin maaşlarıydı. 

Dünya bankasının 1993'deki kazancı 1.1 milyar dolardı. 

Bankanın reserve'leri ise 19 milyar dolardı. 



SÖMÜRÜNÜN İŞLEYİŞİ: FAALİYETLER 

Dünya Bankası global ekonomi ve kapitalist dünya düzeninin desteklenmesi ve gelişmesinde önemli bir rol oynar. Banka uluslarası ekonomik yapının, özellikle "kalkınma, modernleşme, gelişme" adı altında yürütülen girişimlerin yapısının kontrolu ve belli biçimde tutulup yürütülmesinde örgütlenmiş baskının ve yönetimin bir ifadesidir. Banka dünyadaki "kalkınma projelerinin" en büyük finansmancısıdır. 

Dünya Bankası kapitalist sermayeye uluslararası konumda önemli ölçüde gelir saglayan bir kaynak rolünü oynar. Fransa sermayesi Dünya bankasına yatırılan her dolar 1.85 dolar, Amerika 1.80, ve Almanya 1.51 dolar gelir sağlar (genel ortalama her dolar için 1.80 dolardır). 

ülkeler borçlarını ödeyemez duruma gelince, 1980'lerde Dünya Bankası Yapısal Ayarlama Borçlarına başladı: Bu borçlarla ülkelerin borçlarını ödemesi için yeni borç verildi. Diğer bir deyimle, borç ödemeyi kolaylaştırma adı altında yeniden borç para verilerek borçlar üzerinden elde edilen borçlanmalar oluşturuldu. Bu paralar da kapitalist banka sermayesinin cebine gitmektedir. Böylece, elde edilen fonlar özel sermayenin eline geçer. Kapitalistler birbirinden çok iyi öğrenmekte: Mafya bile artık, üste yeni borç vermese bile, ödemeyi biraz daha uzatarak faizin borcu geçtiği bir ilişki düzeninin faydasını öğrenmiş. Dünya bankası borcunun faizini ödemen için borç verir ve böylece borcun, dolayısıyle bağımlılığın ve üzerinde kurulan kontrol ve yönetim daha da güçlenir. Örneğin, 1993'de çoğu Afrika ülkesi olan 14 ağır-borçlu ülke Dünya bankasına o yıl aldıkları borçtan çok daha fazla borç ödemesi yaptılar. Gerçekte, "borç" diye adlandırılan ideoloji, ortaklaşa ve sermayenin rekabetiyle yöneltilen sömürüye yönelik ekonomik ve yatırım faaliyetlerinin biçimlerinden biridir. 

Yapisal ayarlama borçları yoksullaştırılmış ülkelere transfer edilen "yardımın" hemen hemen hepsiyle bağıntılıdır. Çünkü bu devletler ve özel bankalar borçlar ve borçun baskısını\yükünü azaltma\hafifletme için çoğu kez Dünya bankasının olurunu gerektirir. Hatta bu olur ülkeler arası "yardım" anlaşmalarında da gereklidir. birçok ülke kalkınma planlarını Dünya Bankasının olurunu almadan uygulayamaz durumdadır. Dünya Bankasının oluru demek bankayı kontrol eden egemen finans ve industrial güçlerin hesaplarına uygunluk demektir. 

Dünya bankası çevre korumayla ilgili artan baskılar sonucu 1991'de Global Çevre Birimini (Global Environmental facility) yarattı. Birim Bankaya hem yönetmesi için yeni fon sağlamakta hem de bankanın çevreyi talan eden birçok projeleri üzerine 'yeşil örtü" yorganı çekmektedir. Ayrıca Birim borç alan ülkelerin yöneticileri tarafından karşı-tepkiyle karşılaşmıştır. Birimin son resmi değerlendirmesine göre birimin çalışması bürokratik karar verme ve yürütme zincirinde neticede etkisiz kalmaktadır. Dünya Bankasının "yeşil" filozofisine "çevreyi bozan projelere fon vermeyeceğini" belirterek katılması gerçekte egemen faaliyetleri haklı çıkaran ideolojik beyin yıkamadan ve göstermelikten öte bir karaktere sahip değildir. Bankanın sularla ilgili bolümünün sorumlusu John Brisco'dan Sürdürülebilir kalkınma bölümünün yardımcı-başkanı Ismail Serageldin'e 1993'de gönderilen gizli memo'da bu açıkça görülmektedir: Memoya göre, "Bankadaki çevre bölümü artan bir şekilde personelimize ve borç alanlara yardım eden birim olarak değil polis olarak görülmektedir..." Bankanın başkanı Lewis preston Temmuz 1994'de bankanın "henüz çevrenin önemini kavramadığını" kabul etmittir. 

Dünya bankası elli yıldan beri "kalkınma, modernleşme, gelişme" söylevleri çercevesinde sayısız projelere borç verdi. Bu elli yıllık faaliyetlerin sonuçlarına bakarsak, dünya bankasının kesinlikle ya ortadan kaldırılması ya da yapısal degişime ugraması zorunluluğu ortaya çıkar. Aşağıda sunulan sonuçlar bu zorunluluğun ne denli acil olduğunu gösterir. 

SÖMÜRÜNÜN SONUÇLARI 

Dünya bankası 1970'lerde geniş çaplı ve büyük Kapital gerektiren teknolojilerin kullanıldığı kalkınma projelerini (örneğin barajları, şehirlerarası TIR yollarını, tarımda kitle üretimini, madenciliği, fosil fuel enerjisini) destekledi. Bunun sonucu olarak kalkınma plan ve projeleriyle borç alan ve uygulayan ülkelerde tarım ve hayvancılık geleneksel biçimini değiştirerek, metropoller ve zengin ülkeler için üretim yapan ihracata yönelik tarza donüştü; Bu amaçla ormanlar yok edildi; Küçük çiftçiler yerlerinden edilip şehirlere göç etmek veya tarım işçisi olmak zorunda kaldılar; İşsizlik arttı, şehirlerin etrafında kurulan gecekondular şehrin kendisinden büyük hale geldi; Ticari-ormacılık geliştirilerek ormanların hızla yok olmasına neden olundu; Milyonlarca insan yerlerinden edildi ve sefalete sürüklendi. 

Hindistan'da 1947'den beri Dünya bankası projelerinin sonucu 20 milyon insan geleneksel yaşam koşullarından yoksun bırakıldı. 

Yerlerinden edilenlere, hiçbir Dünya Bankasının projesiyle yeniden yerleşim sağlanmadı. 

Yeniden yerleşim projeleri ormanların talanıyla, yoksullukla, protelerleşme ve göçle sonuçlandı. Örneğin, Endonezya'da yerlerinden edilmiş çifçilerin yağmur ormanlarına göç edip yerleştirilmesi için 630 milyon dolar borç bu tür bir projedir. 

Bütün bunların nedeni ve sonucu olarak, özel sermaye sistemi büyüdü ve palazlandı. Küçük burjuvazi, arada sikışmanın ve geçim sancılarının ezikliği ve hıncıyla faşizme itildi. Bu faşizmin küçük esnafla ilgili kamu sektöründeki yansıması, siyasal partiler yanında, en çok, örneğin, belediyelerin faaliyetlerinde görülmeye başlandı. 

Dünya bankası borçlar ve "yardımlar" yoluyla global sömürüyü ve işsizliği artırdı; Kredi veren bankalara soyulan ülkelerden net kaynak\zenginlik akışını fazlalaştırdı; Milli gelirin ve zenginliklerin birkaç elde toplanmasını ve geniş kitlelerin sefalete sürüklenmesine baş nedenlerden biri oldu; Tarım alanlarında küçük çiftçilerin ortadan kalkması ve büyük tarım ve hayvancılık sermayesinin oluşması ve güçlenmesine yardım etti; Yer üstü ve yeraltı doğal kaynakların sorumsuzca sömürülmesi ve talanına katıldı. Bankanın oynadığı bu rol bütün gücüyle devam etmektedir. 

Dünya bankası, IMF ve AID gibi uluslararsi pazarda iş goren kuruluşlar yoluyla yurütülen "üçüncü dünya ükelerinde yapısal ayarlama" politikasıyla, yani ithalatın artması ve tarım\hayvancılık ürünleri ve hammadde üretiminin dış pazarın ihtiyaclarına göre ayarlanması, bunun için serbest ticaret adı altında gümrük duvarlarının kaldırılmasıyla birlikte bu ürünleri fiatları düştü; Buna ek olarak yiyecek yardımıyla tarım alanının rekabet olanağı daha da çok baltalandı. Örneğin Costa Rica'da yapısal ayarlama ve American yiyecek yardımı sonucu 1980'lerde mısır fiatları büyük ölçüde düşürüldü ve bunun sonucu olarak köylülerin % 60'a yakını mısır üretimi yapamaz oldu. Az gelişmiş ülkele ithal edilen buğday fiatları içteki küçük çifçilere mal oluş fiatından çok daha aşagıdadır. Üçüncü dünya ülkelerindeki ithal ürünleri (çoğunlukla meyva ve sebze) üretimi, paketleme, taşıma ve pazarlama faaliyetleri büyük sermayenin palazlanmasına ve sahte adıyla "milli ihracat" denen bu ekonomik ilişkilerde küçük çifçilerin ve yoksulların ekonomik fayda sağlamada dışarda bırakılmasına neden olmuştur. Bunun en belirgin şeklini Güney Amerika (özellikle Meksika), Afrika ve değişen ölçüde bütün diğer ülkelere görmekteyiz. Meksika Dünya Bankası ve Amerikan yardımı sonucu, örneğin, altı yıl önce asgari ücretle bir aile zorunlu ihtiyaclarının % 94'unü karşılıyordu, bugün sadece ancak % 20'sini karşılayabilmektedir. 1980'lerde Zimbabwe tahıl (mısır) üretiminde sadece kendi ihtiyaçlarinı karşılamıyor aynı zamanda komşularına ihraç ediyordu. 1980'lerin sonuna doğru, Avrupa ve Amerika'nin rekabeti tahil fiatlarını düşürerek Zimbabweyi zor durumda biraktı. Dünya bankasının aracılığı ve tavsiyesiyle elindeki tahıl varliklarini zararına sattı. 1992'de ülkede kuraklık olduğunda stoklar bomboştu ve fahiş fiata, borçlanarak, dışardan ithal etmek zorunda kaldı. Zimbabwede bugün tarım topraklarının en verimli yarısı beyaz ırktan 4,500 kadar büyük çifçinin elindedir, diğer daha az verimli yarışı ise bir milyon küçük komün-çiftçi (bizim köy birimi ve koopratifler gibi) tarafından kullanılmaktadir. Büyuk çiftçilerin sayısının azalması ve topraklarının çoğalması , küçük çiftçilerin yok olması ve toraklarının büyükler tarafından yutulması sadece az gelişmiş ülkelerde değil, aynı zamanda Amerika'da da hala devam etmektedir. 

1982'de Dünya bankasının desteklediği Caracas Demir Cevheri Projesi, 780 km'lik demiryolu ve deniz limanı Brazilya'nın 150,000 kilometre karelik tropik yağmur ormanını yok etti. 

1982'de Brazilya'nin trans-Amazon highway projesi Rondonia eyaletindeki ormanların % 23.7'sini ortadan kaldırdı ve 250,000 insanı yerlerinden etti. 

Dünya bankasının "yardımı" yoluyla ortalama 1.9 milyon km kare orman yok edilmektedir. 

Banka artan baskılar sonucu 1987'de Çevre bölümünü açtı ve bazı projeler için Çevre Etkisi Değerlendirmesi gerekliliğini getirdi. Birkaç gelişmiş ülkenin dışındaki uygulamalarda, sunulan çevre etkisi raporları gerçekte projeyi "kitabına uydurma" ötesine çok nadiren gider: Çünkü bu ülkelerde uygulama sırasında çevre etkileşimi değerlendirmesi ya tamamiyle yoktur ya da pratikte engellenir. Dolayısiyle, projelerdeki çevre etkisi raporu\değerlendirmesi bürokratik bir gerege uyma seviyesinden öte geçmez. Bunun enönde gelen nedeni çevre degerlendirmesini, diğer teknolojilerde de olduğu gibi, bir araç olarak değil bir amaçc olarak ele almaktandır. 

Dünya Bankasının kalkınma projeleri için verdiği borçların 1993'de hiçbiri çevre Değerlendirme incelemesine tabi tutulmamıştır. 1980 ile 1989 arasinda 33 Afrika ülkesi Dünya bankasından kalkınma amaçlı 241 proje borcu aldı. Bu zaman icinde, bu ülkelerde: 

. Kişi başına düşen ürün yılda 1.1 % düştü. 

. Kişi başına düşen yiyecek üretimi sürekli geriledi. 

. Asgari ücretin gerçek değeri %25 üzerinde azaldı. 

. Eğitim için kamu harcaması 11'den 7 milyar dolara düştü. 

. Yoksul sayısı 17 % artarak, 184 milyondan (1985) 216 milyona (1990) çıktı. bu da yapisal eştsizliklerin derinleşmesine yol actı. 

. Yapisal eşitlsizlikler haddinden fazla artı 

Banka Montreal Protokolunda belirtilen ve ozon tabakasının tahribine neden olan HCFC ve HFC kimyasal maddelerinin yoksullaştırılmış ülkelerde kullanılmasını sürdüren teknolojileri ve endüstriyel faaliyetleri desteklemeye devam etmektedir. 

Montreal Protokolu ozon tabakasini tahri etmeyen alternatif kimyasal maddelerin geliştirlmesi ve yoksullaştırılmış ülkelerde bu alternatiflerin kullanılmasını öngörür. Bu amaçla ayrılan fonların yönetimi Dünya bankasının kontrolundadır: Bu, tilkiye tavuklara iyi bakması için bonus vermeye benzer. Banka bu parayı uluslararası kimya firmalarını k r makinesi haline dönüştürdü. 

Dünya Bankasina bu amaçla 92 milyon dolar verilmiştir ve banka bunu 176 projeye dağıtmıştır. Banka Motreal protokolu fonunun yüzde 60'dan fazlasını yürütür. 1994'e kadar, Banka projeleri tarafından ozon tahribine neden olan 21,334 ton kimyasal maddenin kullanılmasinın yavaş yavaş durdurulması onaylandı. Onaylananın gerçekleşme oranı yüzde 0.0011'dir. 

iklim değişimi ormanları, tarımı, balıkcılığı ve insan sağlığını doğrudan etkiler. 1992 Rio konferansında 167 ülke iklim değişimi konusunda, özellikle dünyanın ısınmasına neden olan "greenhouse gazıyla" mücadele için bir anlaşma imzaladılar. imzalayanların hemen hepsi Dünya Bankası üyesi ülkelerdir. Banka anlaşmayla ilgili fonların yönetimini üstelendi. Bunu da global Çevre birimi "kalkınan ülkelere" karbon dioksit gazı emisyonunu azatmaya yönelik enerji projeleri geliştirme ve finansı için kullanacaktı. Karbon dioksit çıkarmanın azalması için fosil fuel enerjiye dayanan egemen petro kimya ve enerji teknoloji ve politikalarının değişmesi gerekir. Dünya bankası bu egemenliğin yürütücülerindendir. Dolayısiyle, anlamlı bir değişimin olması beklenemez. Bu da uygulamalarda açıkca görülmektedir: Bankanın yenilenebilir-enerji kaynağıyla ilgili verdiği borçlar sadece % 1.4 (yüzde 1,4) oranındadır. Enerji tasarrufuyla ilgili borc ise % 0.8 (binde sekiz) kadar azdır. Global çevre bozulması, hava kirliliği, iklim degişimi ve insanların sıhhatinin kötüye gitmesi gerçegini bir yana iterek, Banka enerji borçlarının % 40'ını petro-kimya (yag,petrol ve petrol ürünleri) gelişmesine, % 15'ini kömüre, ve geri kalanının çoğunu da fossil-fuelle çalışan generatörlerden elde edilen elektrik sisteminin geliştirlmesine ayırmaktadır. 

Dünya bankasının 1993'deki 3.2 milyar dolarlık taşima\transportasyon borçlarının % 74'ü yol ve highway inşası için verildi. 

1991'de Dünya Bankası projelerin % 38'inin başarısız olduğunu belirtti. Bankanın kendi raporlarina göre, orneğin projelerin basari oranı düsmektedir: 1981'de % 27'si basarısızken, 1992'de % 37 ve 1993'de % 38'i başarısız olmuştur. Proeje büyüdükçe başarı oranı da azalmaktadır. 

Dünya Bankası 50'inci doğum gününü kutlarken, Dünya Bankasının "yardımı ve borçlarıyla" dunyanin kitlelerinin yoksun ve yoksul birakilmasi devam etmektedir: Hem gelişmis kapitalist ülkelerde hem de diğerlerinde düzenin yöneticileri "zorunlu" olduğunu belirtikleri "reformlar" ve kalkınma program ve projeleri" uygulamalarıyla işçileri işlerinden çıkarttmaya, grevleri ve işçi haklarını engellemeye, kazanılan hakları geri almaya, kamu sektörlerini özel teşebbüse peşkeş çekmeye, sosyal servisleri ortadan kaldırmaya, deragulasyonla getirilen güçlünün serbestce talanını yürüttügü yeni regulasyonlarla özel teşebbüsün etki ve k r alanını geliştirmeye ve genişletmeye, kullanım ve tüketim ücretleri ve vergilerini artırmaya, faizleri yükseltmeye, devaluasyona, çevreyi yasanmaz hale getirmeye, her yil milyonlarca insanı iş yeri sakatlıklarıyla koturüm birakmaya ve ısyerin cevresinden kapilan hastalıklarla öldürmeye devam etmektedir. Borçlanma, yoksulluk, işsizlik ve insanların yaşam-koşullarından ve yerlerinden olması, ülkelerin mal varlıkları ve yaratılan zenginliklerin dev firmalara ve bankalara akması da artmaktadır. Dünya Bankasının Yapısal Ayarlama ve Stabilizasyon programları, ve bunların desteklediği kalkınma programlarının amacı, kapitalist ideolojinin iddiasının aksine, asla borçlanmayı veya yoksulluğu azaltmak ve toplum kalkınmasını sağlamak olmamıştır. Görünen ve her gun yaşanan gerçekler bunun en açık kanıtıdır. 

Dünya Bankası gerçekte dünya sömürü bankasıdır ve insanlık için elli yıllık bir gerilemeyi, acıyı, yoksun ve yoksul bırakmayı ifade eder. Banka kuuldugunda beri olan faaliyetlerinde geri birakılmış ülkelerde birkaçın zenginlemesi ve kitlelerin sefaletine sebep olmamış, ayni zamanda imperyalist somürünun hızını artırmış ve belli bir azınliğın kısa dönemli çıkarları için insan ve çevre peyzajını talanda önderlik etmiştir. Çare? Dünya bankasının, IMF ve AID (USAID) gibi sömürü kurumlarının ya ortadan kaldırılması ya da örgütlenme ve faaliyet biçimlerinin temel değişikliklere ugraması gerekir. 

NOT: Bu yazı yakında Kaynak Yayınlarına basilmasi için sunulmuş çevre sorunu ve çevre oyunuyla ilgili Irfan Erdogan ve Nazmiye Ejder'in ortak çalışmasından ve irfan Erdogan'ın sürdürülebilir kalkınma ideolojisi ile ilgili kitap-projesinden alıntıdır. Yazıya baş kaynak, Greenpeace'in çıkardıği 1'den 6'ya kadar numaralanmış "world bank fact sheets"leridir. 

irfan Erdogan 

New york, march 28, 1995
Share:

Translate

Çok Okunanlar popülerler

Arşiv Blog Archive

EN YENİLER Recent Posts

En Güncel Olan

Diktatörlüğün Medyası

Diktatörlüğün Medyası: Maddi yoksunlaştırmanın düşünsel ve duygusal yoksullaştırmayla desteklenmesi İrfan Erdoğan, Ankara, 2018 ...