CİLALI BAŞ DEVRİ 21. YÜZYILDA İNSANLIK:
Televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Televizyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Magazin Programları: Ünlüler Ne Dedi, Ne Yedi, Ne İçti ve Ne Yaptı

MAGAZİN PROGRAMLARI     
 Ünlüler Ne Dedi, Ne Yedi, Ne İçti ve Ne Yaptı  

                              Önce olguları topla, sonra onları istediğin gibi çarpıtabilirsin. Mark Twain

  Bu bölümde, magazin programlarında seçilen konular ve bu konuların içeriksel inşası yoluyla izleyicilere işlenmeye çalışılan bilişler belirlendi ve analiz edildi.

Eski ve yeni, tüm magazin programları aynı şeyleri sunuyorlar, çünkü çerçevenin içine girenler sadece o tür şeylerdir.

Haberler içinde “magazin haberi” olarak da yer alan bu tür programlarda iyi ve güzel insanların yaptıklarıyla ilgili olarak bazen duygulu ve yücelten, bazen de hararetle öven haber-dedikodulara yer verilir. Sürekli olarak showmenler, şarkıcılar, mankenler, artistler veya sporcular ele alınır ve onlarla ilgili “dedikodu-haberler” verilir. Onların yaşam biçimleri, aşk ilişkileri, birbiriyle çekişmeleri, dostlukları ve düşmanlıkları, iyilikleri, şık ve rüküş giyinişleri, ne yaptıkları/yapmadıkları ve başlarına gelenler izleyicilerin ilgisine ve bilgisine sunulur. Medya profesyonelleri bu tür programlar yoluyla sadece bazı ünlülerin gündemde kalmasını sağlamazlar, aynı zamanda ilgi yönetimi ve moda ve eğlence endüstrilerinin promosyonunu da yaparlar.

Gündelik yaşam pratiklerimizin şekillenmesinde önemli bir yere sahip televizyon, çeşitli program türleri üzerinden satmak istediği mal, hizmet ve düşünsel olanı -ideolojiyi, bilişi, bilinci- sunarak pazarlar. Bu program türlerinden birisi de “renkli ve tatlı haber” olarak nitelendirilen sosyete dedikodularından, ünlülerin yaşamına, farklı mekan tanıtımlarından skandallara, çeşitli yemek tariflerinden yıldız falına, eğlence mekanlarından ünlülerin moda anlayışına kadar çeşitli haberlerden oluşan magazin programlarıdır....

                                                                        TÜMÜNÜ OKUYUN/İNDİRİN
Share:

Medya Gerçeği ve Medyayla Gerçeğin Katli

MEDYA GERÇEĞİ VE MEDYAYLA GERÇEĞİN KATLİ

Katleden medya mı yoksa medya profesyonelleri mi?

Kitle iletişim araçları, insanlarda belli amaçlara uygun farkındalıklar yaratmak ve işlevsel olmayan farkındalıkları ortadan kaldırmak veya marjinalleştirmek için kullanılan araçlardır. Dolayısıyla, kitle iletişiminde örgütlü biliş ve davranış yönetimi faaliyetleriyle kitle iletişim endüstrilerinin ve bu endüstrileri var eden ekonomik, siyasal ve kültürel yapıların yeniden üretimi yapılır. Bu yeniden üretimde gerçek yaşam yapıları ve ilişkileri hakkında, insanın dünü, bugünü ve geleceği hakkında, iyiler ve kötüler hakkında, özlüce yaşamla ilgili her şey hakkında “imajlar” yaratılır. Bu imajlarla gerçek tanımlanır ve açıklanır. Bu “imal edilmiş gerçekler” yoluyla insanlar belli amaçları gerçekleştirmede kolayca kullanılırlar. İnanlar sadece gerçek faaliyetler içinde değil, aynı zamanda kendileri için yaratılan temsiller, çabalar ve yarışlar dünyasında oyalandırılarak mutlu edilirler. Bu süreçte, örneğin, “kadının sesi, çocuğun sesi, sporun sesi, halkın sesi, doğrunun sesi” olduğunu iddia eden programlar hem sorunların neler olduğunu seçer, böylece bizim üzerinde düşünmemiz, tartışmamız ve yapmamız gereken günlük gündemlerimizi, iyilerimiz, kötülerimizi, ilgilerimizi, sevilerimizi ve tercihlerimizi belirlerler, hem de sorun çözümleri ve davranış biçimlerini gösterirler. Bu sırada, hem hayali ve gerçek sorunlar yaratırlar hem de sorunun kendisi olurlar: Telefonda ve stüdyoda kavga eden çiftler, anneler ve kızları, kadınlar ve eşleri sıkça izlememiz için sunulur. Bireylere ekranlar vekaleten doyum ve deşarj olma sağlanır. İstediği gibi şekillendiremediği yaşamın yarattığı eziklikleri, moral bozukluklarını ve öfkeyi ya hayali olarak giderme işlevi gören medya dünyası içine çekerler, ya öfkeleri, eziklikleri ve moral bozukluklarını belli yönlere yönlendirerek milliyetçilik, ırkçılık, mezarları bile tahrip ettirecek ve ölülere bile işkence yaptıracak derecede hunharlık ve düşmanlık aşılarlar ve bu düşmanlıkları sürekli beslerler, ya ezikliklerini ve moral bozukluklarını modaya, gösteriş için yemeye, içmeye ve giymeye, kozmetik ürünleri kullanmaya, vücutlarına çeşitli takılar takmaya ve düğmeler yaptırmaya, evlerindeki banyolarını, hastalık saçan, birçok kimyasal pisliklerle doldurmaya, internette sayısız türde oyunlar oynatmaya yönlendirerek hem insanların kendilerini bu yollarla tatmin etmelerini sağlayan bağımlılıklar yaratırlar hem de endüstriyel yapıların mal ve hizmet satışlarının sürekliliğini sağlarlar: iyi gitmeyen herhangi bir ilişkinin yarattığı baskıyı ve bunalımı, huzur verici olduğu vaat edilen hizmetler satın alarak faaliyetler yapma, AVM’ye giderek veya evde internet yoluyla ürün satın alma ve kullanma ile giderme pompalanır. Aslında bunların hepsini ve burada yazmadığım bir çok şeyleri her gün 24 saat yaparlar.

Medya dünyasının profesyonelleri çeşitli ilgiler, düşünceler, değerler, duygular, ilgiler, tercihler ve davranışlar aşılama işiyle, aynı zamanda, avuntular ve oyalanmalar dünyasının “zenginleştirilmesinde ve yaygınlaştırılmasında” en ön safta yer alırlar. Örneğin, annem televizyonu hep açık tutar ve sesini de yükseltirdi. Evin neresine giderse, gitsin evde insanlar olduğunu hissederdi ve bu annemin evdeki yalnızlığına karşı terapi gibi gelirdi. Televizyonun (şimdi de cep telefonunun ve internetin) bu ve benzeri olumlu işlevleri elbette olacaktır. Elbette, televizyon (cep telefonu ve internet) bizim gözümüzün ve kulağımızın teknolojik uzantılarıdır. Bu teknolojik uzantıların, özellikle cep telefonun ve internetin bize sağladığı yararlar inkar edilemez. Fakat bu yararlarla koca örtüler örerek, maddi ve maddi olmayan yoksulluklar yaratan bir örgütlü ilişkiler sisteminin hizmetindeki yönetsel araç ve gereçlere sıkı sıkı sarılmak, çeşitli renklerle boyanıp üzeri kapatılmış ve yağlarla parlatılmış yılana “iyi ki varsın” diye kurtarıcı gibi sarılmaya benzer. Bu yılan farklı bir yılan, seni sokup öldürmez, seni sarıp sarmalar ve yılanın sahiplerinin işine yaradığın sürece seni su üstünde ölmeyecek durumda “Allah razı olsun” dedirte dedirte tutar.

                   Tümünü okuyun/indirin


Share:

Bu Blog'da Ara (search in this blog)

Translate (Başka dile çevir)

Çok Okunanlar

YENİLER

Labels Etiketler

Burs ve Kitap

Kitaplar BEDAVA

Kitaplarımın hiçbiri kesinlikle satılık değildir; ama bazlarını internetteki kitapcılşarda bulabilirsiniz.  Gerçi birkaç öğrenciye burs v...