Kitaplar BEDAVA

Kitaplarımın hiçbiri kesinlikle satılık değildir (olası istisnai durum için lütfen okuyun).
Gerçi birkaç öğrenciye burs vermek için  bir banka hesabında yeterince para ayırdım. Fakat daha fazla sayıda öğrenciye burs vermeme katkıda bulunmak için eft ile (alıcı: irfan erdoğan, açıklama: burs hesabına öğrencilere burs vermeye katkı, 
İban no: TR26 0012 4000 0056 3262 0000 05
para gönderenlere,  ben de  istedikleri kitabımı  teşekkür için bedava göndereceğim.
Burs vermeme katkıda bulunacak durumda değilseniz, ben size yine istediğiniz kitabı bedava göndereceğim. 


ÖNCE EFT GÖNDERİN. SONRA EPOSTAMA İSTEDİĞİNİZ KİTABIN ADINI  ve adresinizi yazın.  epostam: erdogan.irfan@gmail.com (isterseniz telefon edebilirsiniz: 536 957 2447)



ŞU AN ELİMDE OLAN KİTAPLAR:
1.     Diktatörlüğün Medyası    (2018; yeni basıldı)
2.     Televizyon haberleri: Kirletilmiş ruhun günlük gıdası    (2018 yeni basıldı)
3.     Pozitivist Metodoloji ve Ötesi
4.     İletişimi Anlamak
5.     Teori ve Pratikte Halkla  İlişkiler
6.     Kapitalizm, Kalkınma, Post Modernizm ve İletişim
7.     Sinema ve Müzik
8.     Ampirik Araştırmalarda sorunlar
9.     Media and Ethics
10. Çevre Sorunları
11. Ekoturizm

NEDEN ve NASIL?

Başlangıç olarak birkaç üniversite öğrencisine burs vermek istedim. Bunun için irfan Erdoğan Öğrenci Yardım Vakfı adıyla bir vakıf kurma girişimine başladım. Epey karmaşık bir süreç, ama inatla her aşamada önüme çıkan sürprizlerle gelen sorunları çözmeye başladım: Bu sürprizlerin önemlilerini sıralayayım:
1.     Yardım vakfı kurmak için en az 60 000 (altmış bin) lira bankaya Vakıf için yatırmak gerekiyormuş. Onu yaptım.
2.     Vakıf senedi hazırlanıp noterde tasdik ettiriliyormuş. Eh, birkaç yüz liraya falan olur düşüncesiyle gittim noterlere. En az 1200-1500 lira olur dediler. Ona da tamam dedim.
3.  Ben vakıf kurunca vergi verilmez sanıyordum. Evet öyle, ama vakfın vergiden muafiyeti için en az 550 bin lirası olması gerektiğini ve bazı diğer koşullar olduğunu öğrendim. İlgili birileriyle konuştuktan sonra, güçsüzsen ve vakıf kuracaksan vergi ödersin, güçlüysen (ve vergi kaçırmak ve de diğer bazı kirli işler yapmak istiyorsan) vergi falan ödemezsin hem de mali destekler de alırsın.
4.     Vergi vereceğimi öğrendikten sonra, bana defter falan tutulması gerektiğini ve bu işi muhasebecinin yapmasının gerektiği söylendi. Tahmini ne kadar dedim: Ayda 400 lira kadar dediler. Dört yüz liraya ayda bir öğrenciye bur veririm dedim. Yanıt, "muhasebeciler de kazansın" oldu. Muhasebeci zaten kazanıyor!
5.   İlgili yerlerden benden yeni noter işleri (imza yetkisi gibi şeyler) eklediler. Noter ve devlet “mahallenin köşebaşına yola taş dizerek gelip geçenden taşın üzerinde atladı parası alan yeniçeriyi kıskandıracak yollarla harçlar, vergiler, düzenleme ücretleri ve bir sürü ücretler aldığı için kafam iyice bozuldu: Onlara niye para vereyim ki, onlara vereceğimi bir öğrenciye veririm.
6. Tüm kitaplarımın tüm gelirlerini, kitapları bastırmak için harcadığım para dahil, vakfa bağışlayacağımı ve böylece vakfa gelir sağlayacağımı ve daha çok sayıda öğrenciye burs vereceğimi düşündüm. İlgili yerlerden benden yeni noter işleri (imza yetkisi gibi şeyler) eklediler. Noter ve devlet “mahallenin köşebaşına yola taş dizerek gelip geçenden taşın üzerinde atladı parası alan yeniçeriyi kıskandıracak yollarla harçlar, vergiler, düzenleme ücretleri ve bir sürü ücretler aldığı için kafam iyice bozuldu: Olur da bu kadar olmaz.
7. Kitaplarımın satılması ve vergiden muaf olması ile ilgili olarak, “eser” olduklarını belirten bir yazıyı Kültür bakanlığından alıp vergi dairesine vermem gerektiği söylendi. Bakanlığa gittim. “Kaç kitap var” diye sordu memur. 13 kadar dedim. Eser olduğu yazısı için “her biri için 143 küsür lira ödemem gerektiğini söyledi. Yani, en son iki kitabın biner tane basımına 15 bin lira verdim. Şimdi her biri için % 14.3 “eser olduğu” yazısı almak için vereceğim. Zaten vergisi % 17 lira. "eserdir" yazısını alıp vergi dairesine gittiğimde, dilekçe için de para isteyeceklerdir. Yani, her adımda bir şekilde soyulduğumu hissetmeye başladım, ben “hayır işi yaparsan” meşrulaştırılmış-soygun/haraç çok az olur sanıyordum. 
8.     Sonunda, parayı defter tutma, muhasebeci gibi şeylere ayda 400-500 lira verme ve her adımda meşrulaştırılmış haraç alanlara verme yerine, öğrencilere veririm diyerek vakıf kurmaktan vazgeçtim.
9.  Onun yerine, bankaya ayırdığım 60 bin lira ile başlangıçta üç öğrenciye, her birine ayda  500 lira tutarında bursu kendim doğrudan vermeye karar verdim.
10. Kitaplarımı da dağıtıcıya verip satma işine girişmiştim. geçmişte, Kaynak, Ümit ve İmge kitabevi dışında kitaplarımı bastırdığım kitapçılardan  telif kontratı imzaladığım halde hiçbir para alamadım. Bu nedenle kardeşim kişisel bir kitap basım şirketi kurdu ve dağıtıcılara verdi. Ama “iş adamı olma” bilgi, yetenek ve beceri yokluğu nedeniyle, kitaplar satıldı, ama zarar edildi. Kardeşim işi bıraktı. 
11.  Öğrencilere burs verme kararından sonra, bursa katkı için kitaplarımı satmayı düşündüm. Ayrıca iki tane de yeni kitap bastırdım. Dağıtım işinde sürekli “dürüstçe ve gereği gibi işler yapılmadığı için, güvenilir yol aradım. Güvenilir olanlar da büyük dağıtıcılar. Büyük dağıtıcılarla ilgili topladığım bilgi beni şaşırttı:  Büyükler  bireysel olarak kitap bastıranlar ve küçüklerin kitaplarını dağıtmak istemiyorlar. “Sanki mal ellerinde kalacakmış ve çürüyecekmiş veya imajları sarsılacakmış --bu olabilir-- gibi, küçük sayıdaki şeyleri satmaya da tenezzül etmiyorlar.  “Neden?” diye sorduğumda, “büyük dağıtıcılar uğraşmak istemiyor” gibi yanıtlar verildi. Buna benzer bir yanıtı da “özel üniversitede bölümü büyütmek istemeyen” bir bölüm başkanından aldığımda ağzım açık kalmıştı. ” “Uğraşmak istememek de ne demek?  Belki de, kolayca para/maaş kazanılıyor; terleyerek kazanmak gibi bir niyet yok. Yahut ta, para “başka destekler” yoluyla kazanılıyor. Bir kapitalist ülkede böyle bir şey düşünen yöneticiyi, kapitalist hemen işten atar. Ama kapitalistimsi yapılarda kapitalisti de yöneticisi de aynı ortamın "benzer malı" olduğu için, kendilerince "işler tıkırındadır". Basmayı ve satmayı kabul eden küçük yerler de, genellikle zor durumda oldukları için, “ne vururlarsa kar” diyerek “hocam cumartesi gel telifi/parayı vereyim” diye "hiç gelmeyen o cumartesi" işiyle işlerini yürütüyorlar. Bundan elbette, arada bir dürüst olan çıkarsa, onlar zarar görüyor.
12. Zaten dağıtım şirketleri %35 ile % 50 kadarının kendilerine ayırıyorlar. (Telif haklarının, yazar haklarının ve yazarak geçinme gibi şeylerin ne tür "gasplar" olduğunu anladım böylece).
  
TÜM YUKARIDAKİLERİ BİR ARAYA GETİRİNCE, KİTAPLARIMI SATTIRMAKTAN DA VAZGEÇTİM.
ONUN YERİNE, DAHA FAZLA SAYIDA ÖĞRENCİYE BURS VEREBİLMEME YARDIM ETMEK İÇİN BURS HESABINA  PARA YARDIMI GÖNDERENLERE TEŞEKKÜR İÇİN İSTEDİKLERİ KİTABI  BEDAVA  GÖNDERECEĞİM.

AYRICA, "BENİM KİTAP ALACAK DURUMUM YOK"  DİYENLERE BEDAVA GÖNDERECEĞİM.  (Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinde, böyle yapıyordum. Birinde üç öğrenci geldi ve bedavadan üç ayrı kitap aldılar (9 kitap) ve çıktılar. Hatırlamadığım bir nedenle, ben de arkalarından çıktım. Biraz ileride merdivenlerde inerken, aralarında "benim ne kadar enayi olduğumdan" bahsediyorlardı, çünkü ödeyecek durumumuz yok diye beni kandırmışlardı. Dolayısıyla, kandırılmaya ve enayi olmaya açığım! Gerekirse, posta/kargo parasını da öderim. FAKAT ELİMDE SINIRLI SAYIDAKİ KİTABIN GERÇEK İHTİYACI OLANA GİTMESİNİ İSTERİM. BU NEDENLE, DURUMUM KÖTÜ DİYENLERİN  BANA ŞU BİLGİLERİ VERMESİ GEREKİR: Adı ve soyadı, Cep telefonu, Eposta, Devam ettiği okul, fakülte ve bölümü, sınıfı ve ekonomik koşulunu açıklayan bir epostayı bana göndermesi gerekir (Okula gittiği yerde İkamet durumu, yaptığı herhangi bir iş, yaz aylarında ne yaptığı, sigara içiyorsa, bırakmayı hiç düşünüp düşünmediği, nasıl geçindiği, ailenin ortalama aylık geliri, baba veya annenin adı ve telefon numarası gibi bilgiler).

"KİMSE BİR ŞEY GÖNDERMEZ" DİYORLAR. UMURUMDA DEĞİL. BEN YİNE KENDİ ÇABAMLA VE İMKANLARIMLA AMACIMI GERÇEKLEŞTİRİRİM.
KİMLERİN YARDIM YAPTIĞI İSİMLERİYLE BU WEB SİTEMDE SÜREKLİ YAYINLANACAKTIR. 
Umarım mahallenin köşesinde bizim güvenliğimizi koruyan hançerli yeniçeriler “kitap için bağış gönderiyorlar, bağış vergisi vermen gerek demez. Kitap gönderiyorsun, onun için de damga pulu ve harç ve de a, b, c, d vergileri ödemen de gerekir demezler. Yani, yola taş dizen ve "taşın üstünden atlama ve benim güvenliğimi koruma parası" alan  yeniçerilerin yolumu elli kez kesmeden mahalleme ve evime gitmeye çalışıyorum.  Ama başarısızım, çünkü başarı koşullarının ve olanaklarının hiçbirini ben kontrol edemiyorum.  Herhalde bireylerin bursa yardım için gönderdiği birkaç kuruş için yeniçeriler beni daha fazla "korumazlar"!. 2018 yılındaki değişikliklere göre, her seferinde eşine, dostuna, arkadaşına, çocuğuna veya birilerine verdiğin paranın/bağışların dört bin küsüre kadarı için vergi yok. Dolayısıyla bu bağlamda  yeniçerilerden kurtulduk.  (eğer baban veya birisi sana bir seferinde beş bin lira verirse "intikal" oluyor ve dört bin küsürün üstündeki miktar için vergi  --meşrulaştırılmış haraç da diyebilirsin-- ödüyorsun. Bin bir tür vergi kesildikten sonra elinde kalan paraya bile göz dikiyorlar ve her fırsatta bir parçasını elinden alıyorlar. Alanların bir kısmı da bir kısmını bunu devlete vermesi gerekirken, vermiyor bile).  
DENEYİMİNİ PAYLAŞMAK VEYA YOL GÖSTERMEK İSTEYEN OLURSA, BANA TELEFON EDEBİLİR: 536 957 2447
Share:

Translate

Çok Okunanlar popülerler

Arşiv Blog Archive

EN YENİLER Recent Posts

En Güncel Olan

Diktatörlüğün Medyası

Diktatörlüğün Medyası: Maddi yoksunlaştırmanın düşünsel ve duygusal yoksullaştırmayla desteklenmesi İrfan Erdoğan, Ankara, 2018 ...