Karl Marx'ın Basin Özgürlük Sansür anlayışı


İletişim kuram ve araştırma dergisi, Sayı 25 Yaz-Güz 2007, s.229-256





Karl Marx: Basın özgürlüğü ve sansür

İrfan erdoğan



Marx doktorasını aldıktan sonra, üniversitede öğretim üyesi olmak istedi,
fakat Hegelciler, genç-Hegelciler ve Alman devleti için tehlikeli görülen
insanlar, 1980 Türkiyesinde yapıldığı gibi, üniversitelerden atıldığı ve
üniversiteye alınmadığı, onların yerine yaşasın vatan, millet ve Prusya
diyen çıkarcı, kurnaz, sahtekâr, kendi çıkarı için millet ve devlet
bahanesiyle anasını bile öldürecekler ile üniversiteler doldurulduğu için, Marx
üniversiteye giremedi. Bunun üzerine, gazetecik mesleğini seçti. 1842'de,
muhalefetteki radikal burjuva iş adamları tarafından kurulan ve desteklenen
Rheinische Zeitungda önce yazamaya başladı ve sonra gazetenin yazı işleri
yöneticiliğini yaptı.
Marx 1842de gazetecilik işine başladığında Basını sansür konusu önemli
konulardan biriydi. Marx resmi devlet organı olan gazetede (Preussische
Allgemeine Staats-Zeitung) sansürü destekleyen yazılara karşılık veriyor ve
parlamentodaki sansür yasalarıyla ve basın özgürlüğüyle ilgili tartışmaları
analiz ediyor ve eleştiriyordu. Sansürü savunan lobinin mantıksız ve lütuf
gösteren duruşunu yeriyordu.
Gazeteci olarak Marx belki de ilk araştırmacı gazeteci olarak
nitelenebilir: Marxın, yönetimsel kararları eleştiren ve haksızlığa harşı gelen
ilk makalelerinden biri, ormanda yerdeki ağaçları çalan Prusyalı köylülere
verilen cezadaki adaletsizlik üzerine olmuştur.
Marx gazeteci olarak çalıştığında, yazısının basılması için yazdıklarını
önce devlet tarafından atanmış bir sansürcüye (polise) götürmesi ve onun
sansüründen sonra kötü şeylerden arınmış olarak yayınlanması gerekiyordu.
O sırada Kıta Avrupasındaki tüm ülkelerdeki gazetecilerin önünde iki
seçenek vardı:


Share:

Translate

En Güncel/önemli

Televizyon Reklamlarında Gündelik Hayatın Temsili: Seks ve Çikolata

  Televizyon Reklamlarında Gündelik Hayatın Temsili: Seks ve Çikolata İrfan Erdogan Gündelik hayat Gündelik hayat denild...

Çok Okunanlar

Blog Archive/Arşiv