SAHTE DEMOKRASİNİN YENİ ŞÖVALYESİ: İNTERNET

irfan erdogan 

Picasso bilgisayarların faydasız olduğunu, çünkü bize sadece yanıt verdiklerini söylüyor. Habermas (2006) internet nedeniyle entelektüellerin katkısının gücünü yitirdiğini belirtiyor. Keşke sorun bunlar olsaydı: Bilgisayarda verilen yanıtlar ve internette yaygın dolaşıma sokulan içerikler, önceden programlanmış/paketlenmiş inşalar çerçevesinde verilen yanıtlar ve içeriklerdir; bilgisayar ve internet egemenliğin (ve elbette mücadelelerin) küresel yaygınlaşmasının biliş yönetimi, yönetimsel karar verme ve ürün ve hizmet pazarlama ve satma araçlarıdır. 

İnternetin gelişmesi mekaniksel hesap makinesinden başlayarak kablo ve uydu ağlarının kurulmasına kadar gelen uzun bir geçmişe sahiptir. İnternet, 1969'da Amerikan Savunma Bakanlığı’nda savaş iletişiminde gelişmeyi sağlama amacıyla Advanced Research Projects Agency Network (ARPANET) adıyla başladı. Sonradan “Savunma” adı eklenerek DARPANET oldu. Bu askeri girişimin amacı, savaşta haberleşme zincirinin bir halkasının yok edilmesi durumunda haberleşmenin devamını sağlayacak şebekeleri kurmaktı. Eğer bugünkü internetin teknolojik yapısına bakarsak, bunun en somut yansımasını görürüz: Bir şebekenin bozulmasının sisteme etkisi ya hiçtir ya da hiçe yakındır; çünkü sistemin yapısı bu şekilde biçimlendirilmiştir. H. Schiller’in belirttiği gibi internetteki gelişme “standart güçler” tarafından dikkatli bir şekilde yapılmıştır. NSF (Ulusal Bilim Kuruluşu) gibi hükümet büroları software geliştirme için kişilere önemli miktarda fonlar vermiştir. Kasıtlı promosyon ve teşvikler yapılmıştır. Tüm bunlar, tesadüfi, planlanmamış veya kendiliğinden olmamıştır. Bu ağı kullanım sadece savunma sektörüyle iş yapan özel sektörün (IBM, Lockheed gibi firmaların) kullanımına açıktı. İnterneti NSF yürütüyordu ve internet şebekesinin üst halkasından ticari trafiğin geçmesi taraftarı değildi (firmaların interneti kullanmasını istemiyordu). DARPA bugünkü, UNIX ve TCP/IP'nin (IP=internet protokol; TCP= transmisyon kontrol protokolu) Berkeley biçimi dahil, Internet'in oluşması ve gelişmesinde çoğu fonu ve desteği sağlamıştır. 1980'ın ortasında Commercial Internet Xchange grubu bu ana şebekeden geçmeden kendi şebekelerinden ticari data akımı servisini sunmaya başladılar. Ticari baskılar sonucu NSF ana şebeke kontrolünden vazgeçmek zorunda kaldı. Savunma Bakanlığı MİLNET, kullanılması sadece belli kişi ve kurumlarla sınırlı ve internetin parçası olmayan Defense Data Network (Savunma data şebekesi) yoluyla global iletişimini yapmaktadır. 

ARPANET projesiyle başlayan girişimler sonucu 1980’lerde NSF beş süper-kompütür merkezi kurdu. Bu merkezleri sadece savaş araçları üreticisi firmalar ve dev araştırma firmaları kullanıyordu. Bu merkezler ARPANET'in IP teknolojisiyle bağlandı. Ardından, araştırmalar üniversitelerde yapıldığı ve üniversitelerdeki araştırmacıların bu merkezlere bağlanması pahalı olması nedeniyle bölgesel şebeke zincirleri yaratıldı. Bu da 1987'de yetersiz duruma geldi ve Merit Network Inc, MCI ve IBM birlikte şebekeyi hızlı telefon bağlantılarıyla yenilediler. Gelişme günümüzdeki hızlı uydu bağlantısına doğru devam etti. 

Uluslararası alanda, internet sistemi, uzun seneler Amerika’nın askeri üslerinin ve yakın dostlarının sınırları içinde çalıştı. Bugün hemen her ülke interneti kullanmaktadır. Avrupa'da sadece İskandinavya ülkeleri Amerika gibi uzun bir internet sistemi geçmişine sahiptirler. Türkiye’ye internet Geniş Alan Şebekesi (WAN, wide area network) olarak Türk Üniversiteleri ve Araştırma Kurumları Ağı (TUVAKA) adı altında kuruldu. TUVAKA Avrupa Akademik ve Araştırma Şebekesi/ağının bir uzantısı olarak yapılandı. İlk uluslararası şebeke bağı Ege Üniversitesi tarafından Fransa ve Türkiye arasında 9600 bps hızında kurulan “EARN” isimli ağdı. Üniversitelerin çoğu 9600 hızında bağlanan ağlarla birbirine bağlanmıştı. BITNET adıyla adlandırılan bu sistem, bağlantı, dosya transferi ve diğer amaçlarla kullanım için oldukça yetersizdi, fakat 1990’lara kadar devam etti. Hız ve bağlantı sorunlarını çözmek için, 1991’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TUBİTAK) Türk İnternet (TR-NET) projesini başlattılar. TR-NET projesi, internet protokollü (IP) daha hızlı internet ağı altyapısı kurma ve uluslararası akademik ve akademik olmayan ağlara bağlantı sağlamayı amaçlıyordu. İnternete ilk bağlantı 1993’ün Nisan ayında NSFnet’den (Washington, USA) kiralanan 64 kbps hat ile ODTÜ tarafından kuruldu.[1] Bu bağ 1990’larda Türkiye’yi internetle dışa bağlayan tek bağdı. 1990’ların ortalarında ve özellikle 2000’in başında özel şirketlerin ve bankaların ağ hizmetleriyle internet ağı üniversiteler dışında hızla gelişti. Bu değişim üniversiteleri de gelişmeye zorladı. 2005’e gelindiğinde, her üniversite nete bağlandı. 

1980'lerin ortalarından beri hızla artan bir şekilde, sadece Amerika'da değil bütün kapitalist dünyada binlerce firma internet yoluyla iş yapma yolunu seçmiş ve bu çığ gibi yaygınlaşmıştır. Fortune 500 firmalarından, doğrudan şebeke yoluyla ve “on-line” satış yapan küçük firmalara kadar her firma internetin olanaklarını çeşitli ölçüde kullanmaktadır. Bugün internet yoluyla seks tüccarlığından sevgiline/eşine çiçek göndermeye kadar çeşitlenen tüketim maddeleri satılmakta, alınmakta ve sipariş verilmektedir. Firmalar farklı ülkelerdeki temsilcileriyle anında konferans yaparak, direktifler göndererek, toptancıları ve perakendecileriyle iletişimde bulunarak günlük işlerini verimli şekilde yürütmektedir; internet yoluyla reklam, pazarlama, müşteri ilişkileri, satma ve gönderme işlerini yapmaktadırlar; böylece internet yoluyla kaynaklarını pragmatik şekilde kullanmakta ve maliyetini düşürmektedirler. Kısaca, internetin kendisi ve sağladığı olanaklar özel teşebbüs için büyüme ve çıkar sağlama kaynağı olmuştur. Devlet kurumları ise dijitalleşme ve e-devlet projeleriyle işlerini yürütmeye yönelmektedir. 

Elektronik mektup, chat, Facebook ve Twitter gibi yollarla kişilerarası iletişimde belli yere ve zamana bağımlılık (aynı yer ve zamanda olma) ortadan kalkmış; yerde ayrılık (iki kişinin farklı mekanlarda olması) ve zamanda farklılık (kişilerin farklı zamanda ve gecikmiş iletişime girebilmesi) ve hız (hemen alma ve yanıt) gelmiştir. 

İnternet ile kişi parayla satın aldığı özgür bir ortamda kendi seçeneğiyle “cyberspace/siberuzay” içinde yerleştirilmiş her “bedava” ve parasını öderse her ödemeli yere girme olanağına sahiptir.[2] Bunun daha önemli bir yanı şudur: internetin yaygınlaşıp herkesin interneti telefon ve televizyon gibi kullanmaya başlamasıyla birlikte, hiç birimiz artık ulaşılamayacak bir yerde olamayacağız. Nasıl ki sokakta giderken ses ve görüntüler bombardımanı altındaysak; siberuzaya girdiğimizde de aynı işgal iletişimleri, yönlendirme ve hatta kandırmalarla karşılaşırız. Alışveriş-merkezleri, oyunlar ve belden aşağı ilgiler dahil tüm sunduklarıyla internet televizyon ve futbola eklenen en önemli kaçış aracıdır; dinsizin yeni-dini ve dinlinin yeni dua ve yönetilme merkezi. 

İletişimi anşamak kitabımdan 


[1] Kbps = kilo byte per second. Saniyede 64 kilobyte akış anlamına. 


[2] Kaynaklar için bkz: Huws & Leys, 2003; Fuchs, 2008 ve 2010.
Share:

Translate

Çok Okunanlar popülerler

Arşiv Blog Archive

EN YENİLER Recent Posts

En Güncel Olan

Diktatörlüğün Medyası

Diktatörlüğün Medyası: Maddi yoksunlaştırmanın düşünsel ve duygusal yoksullaştırmayla desteklenmesi İrfan Erdoğan, Ankara, 2018 ...