POSTMODERNİZMDE DEMOKRATLAŞMA: ÖZELLEŞTİRME VE DEREGÜLASYON

1990’lara gelindiğinde 1980’lerde başlayan özelleştirme faaliyetleri gelişmiş Batı'nın ötesinde diğer ülkelere yayılmaya başlamıştı. İletişim alanında özelleştirmenin kurbanı kitle iletişimi ve telekomünikasyonda kamu kurumu örgütlenmesi biçiminde olan hizmetler oldu. Bu hizmetler Avrupa ve Türkiye gibi ülkelerde özel sermayenin saldırısına uğradı. Bu saldırı iletişim alanında egemenliği özelin hem ekonomik hem de ideolojik mücadele alanında eline geçirmesiyle sonuçlandı ve sonuçlanmaktadır. Alt yapısı kurulmuş olan kamu iletişim servisi alanlarını (telefondan televizyona kadar) siyasal politika oyunlarıyla ve rüşvetçi yolsuzluklarla özel teşebbüs ya tamamen kendine mal etti, ya ihalelerle “kullanma” hakkını eline geçirdi, ya da kamu-özel ortaklığında özelin yürütmesine verildi. 

Üçüncü Dünya’da ve eski Sovyetler'de deregülasyonun ilerlemesi çok büyük sonuçlar üretti. Karaborsacılar sağladıkları kazançları meşrulaştırmak ve artırmak istediler. Örneğin Çekoslovakya’da bir yerel kişi gecede 600 milyon dolar kazandı ve 51 firmanın kontrolünü eline geçirdi. Elinde tuttuklarının değerini artırmak için, USAID uzmanlarının tavsiyesiyle, çalışanların üçte birinin işine son verdi. Meksika’da sadece 37 yerel iş adamı bin firma satın aldı. Dünya Bankası raporuna göre, Meksika’nın telekomünikasyon endüstrisinin satılmasından yabancı hissedarlar 12 milyar dolar para kazandı. Ardından, telefon ücretlerini artırarak ve böylece halktan daha fazla kullanma parası alarak elerindekinin değerini daha da yükselttiler (Martin, 1993 aktaran Mohammadi, 1997:73). 

Kamu hizmetini satın alma ve ihale yoluyla son verme yanında, kamu servisini çökerten, bir köşeye iten başka bir faktör de meşru ve gayri meşru yollarla iletişim faaliyetlerinde bulunan özel teşebbüs firmalarının kurulması oldu. Bu da özellikle radyo, televizyon ve telekomünikasyon alanlarında uluslararası firmaların ve sermayenin ortaklığı veya direkt girişimiyle gerçekleştirildi. Türkiye’deki televizyon ve radyo yayınlarının özelleştirilmesini; PTT hizmetlerinde, özellikle telefon (ve elektrikte) Avrupa ve Amerika’nın dev firmalarının kamu ortaklığı ve modernleştirme adı altında kontrolü ele geçirmesini örnek olarak verebiliriz. 

Bunlar yapılırken, iletişim teknolojilerinin sosyal değişim ajanı olduğu iddiaları, sürdürülebilir kalkınma ve yeni teknolojiler ideolojisi içinde işlenmeye devam edildi (örneğin Carley, 1995). İletişim teknolojileri gelişmiş kapitalist ülkelerde postendüstriyalist toplumun öncüleri ve gerçekleştiricileri ve “enformasyon toplumunun” temel taşları olarak nitelenirken, “kalkınan ülkelerde” postmodernleşmenin ajanları olarak nitelenmeye başlandı. 

Yanlış anlaşılmasın, egemen düzendeki kamu örgütlenme ve çalışma biçimini kesinlikle savunmuyorum: Özelin, kamu diye adlandırılan fakat kamu olan her şeyin özelle de birlikte sömürüldüğü yapıya saldırısı ve kamu cambazlarının elinden pastayı alışı, iyi ile kötü arasındaki bir yarışı değil, devam eden çıkar çatışması ve yarışını ve de yeni ortaklıkları anlatır.
Share:

Translate

Çok Okunanlar popülerler

Arşiv Blog Archive

EN YENİLER Recent Posts

En Güncel Olan

Diktatörlüğün Medyası

Diktatörlüğün Medyası: Maddi yoksunlaştırmanın düşünsel ve duygusal yoksullaştırmayla desteklenmesi İrfan Erdoğan, Ankara, 2018 ...