TEKNOLOJİYLE ARACILANMIŞ SİSTEM SATIŞI: KİTLE İLETİŞİMİ

İnsan yaşamını kolaylaştırmak için araçlar geliştirir. Bu araçlar insan ilişkilerine ve iletişiminin biçimine eklemeler yapar ve değişiklikler getirir. İnsanlık tarihi sesle, yazıyla ve görüntüyle ilgili teknolojik araçların (kağıt, mürekkep, fotoğraf makinesi, film, radyo, televizyon, telefon, telgraf, kayıt cihazları, uydu, radar, uzaktan kumanda, uzaktan resimleme, uzaktan kayıt, kopyalama, çoğaltma, yayma gibi araçların) geliştirilip artan bir yoğunlukta kullanıldığı bir tarihtir. Özellikle, insanların artan hoşnutsuzlukları, direnişleri ve mücadeleleri karşısında, örgütlü ekonomik ve siyasal egemenliklerin sürdürülmesi ve geliştirilmesi için artan gereksinimler nedeniyle teknolojik araçların geliştirilmesi ve yaygın bir şekilde kullanılması günümüzde geçmişten çok daha fazla öneme ve yoğunluğa sahiptir. Bütün bu teknolojik gelişmelerle egemenliklerin yürütülmesinde yer ve zaman ile gelen kısıtlamaların ve zorlukların önemli ölçüde üstesinden gelinmiştir. Böylece egemenlik ve mücadele örgütlü zaman ve yer üzerinde kurulan kontrolden geçerek yoğunlaşmıştır. 

Kitle iletişimi “kitle medyası” denilen (özellikle basın, radyo ve tv gibi) araçlarla aracılanmış iletişim biçimidir. Kitle iletişiminin başlangıcı olarak bazıları Gutenberg İncil'inin basıldığı 1456 yılını ve bazıları ise basılı dokümanların Gutenberg'in icadıyla gelişen basın tarafından 1540'larda çoğaltılarak basılmasını benimserler (Schramm, 1982:12). Özellikle kapitalist egemenlikle birlikte, kitle iletişimi araçlarının geliştirilmesine paralel olarak, siyasal ve ekonomik pazar için bilginin ve enformasyonun üretimi ve haber denen merkezi dedikodu yoluyla kitleler için bilgisizliğin ve cehaletin üretimi hızla geliştirildi. 

Günümüzde kitle iletişimi kavramı, Türkiye'de medya diye adlandırılan ve özellikle televizyon, radyo, basın, sinema ve son zamanlarda interneti içeren araçlar içine hapsedilerek anlamlandırılır. Bu oldukça kısıtlı ve yanlış yönlendirici bir tanımlamadır. Kitle iletişimi yirminci yüzyılda geliştirilen bu araçlara indirgenemeyeceği gibi, sadece yirminci yüzyıla veya Gutenberg’e ait değildir. Kitle iletişimi, eğer yönetimsel iletişime niceliksel katılma çokluğunu ölçü olarak alırsak, en eski imparatorluklardan beri vardır. O zamandan beri kitle iletişimi kesinlikle kitleler arasında kitlelerin belirlediği gündeme göre kitleler tarafından veya medyayı kullanarak kitleler için yürütülen iletişim türü veya tarzı değildir, olmamıştır ve olamaz. Kitle iletişimi kitlelerin siyasal, ekonomik ve kültürel yönetimiyle ilişkili bilinç ve davranış yönetimi iletişimidir. Bu nedenle, kapitalist toplum öncesinde de kitle iletişimi vardı. Kitle iletişimi, örneğin, eski çağlarda savaş, ayin, merasim, eğlence ve krallar için piramitler ve abideler yapma gibi imparatorlukların yönetimsel gereksinimleri için kitlelerin harekete geçirilmesi ve kullanılması biçimlerinde olmuştur. Bu tür kitle iletişimi büyük çoğunlukla imparatorluk yönetiminin inanç ve fiziksel varoluş üzerinde tekel kurmasından geçerek sağlanmıştır. Teolojinin feodal lordlarla ve ardından milli devletlerle ortaklaşa egemenlik kurduğu orta çağlarda, kitle iletişimi özellikle Avrupa'da Roma kilisesi tarafından kurulan örgüt ağıyla gerçekleştirilen ve kölelik düzenini meşrulaştıran bilinç yönetimi biçimindeydi. Lordların ve kralların meşrulaştırılmış yasal baskı ve kılıç gücünden geçerek "koruduğu" kitlelerin yönetimi bunun tamamlayıcı boyutuydu. 

Kapitalizmin egemenliği ele geçirmesiyle birlikte kitlelerin yönetimi için gerekli araçların kullanılması da kapitalist için yöneten siyasal sistemin ve kapitalist sermayenin kendisinin eline geçti. Gerçi kapitalizm din ile devlet işlerini ayırdı; fakat bilinç yönetiminde her devirde olduğu gibi, örgütlü teolojik yapıyı kullandı ve ruh sömürüsünü hurafeleri destekleyerek yaygınlaştırdı. Bu arada, kitlelere ulaşma araçlarına telgrafı, sinemayı, radyoyu, televizyonu ekledi ve 2000’lere gelindiğinde örgütlü yer ve zaman üzerinden geçerek insanlar üzerinde kontrolü artırmaya internet de katıldı. 

Çağımızın kitle iletişimini önceki kitle ile yapılan iletişimlerden ayıran önemli farklılıklar vardır: 

Modern kitle iletişimi teknolojileriyle enformasyon kopyalanıp çoğaltılır. Eskiden kopyalanma ve çoğaltma belleklerde tutulan ve günlük veya periyodik ayinler ve törenlerde tekrarlanan sosyal eylem ve etkinliklerden geçerek oluyordu. Yazı ve kitle iletişimiyle kayıt, kopyalama ve çoğaltma teknolojik anlamda yapılmaya başlandı. Dolayısıyla, “okuma yazma” gerekliliği ortaya çıktı ve okuma yazma sanki aydınlanmanın bir zorunluluğu gibi sunuldu. Görüntülü medya ile okuma yazma gereği yeniden ikinci plana düştü. Bilgisayar kullanımı sesli komutlarla yapılmaya başlanınca ve görüntülü anlatım yaygınlaşınca, okumak ve yazmak için zaman harcama ve yaratmak için beyin yorma gereksinimi de azalacaktır. 

Kitle iletişimiyle eskinin öyküleme, anlatma ve nakletme insan hafızasında tutma biçimi, yeni teknolojileri kullanarak yönetme biçimine dönüştü. Destanları, ağıtları, olayları, olguları, üzüntüleri ve sevinçleri ifade ve öyküleme yerelin elinden alındı ve kapitalistin merkezi öyküleme, düzmece düzenleme, haber verme ve dedikodu merkezleri olan kitle iletişimi sistemlerinin eline geçti. 

Çağdaş kitle iletişimi araçları kapasitesi çok geniş enformasyon hatlarıdır. İnsanlar her gün sürekli 24 saat sayısız “enformasyon” denen bilinç yönetimi ürünlerinin bombardımanı altındadır. 

Eskiden haberleri toplayan ve yayan insanların (gezginler, tüccarlar, papazlar, müritler vb) yerini günümüzde egemen yapıların ücretli/maaşlı hizmetçisi olan medya profesyonelleri aldı. Bu profesyonellerin çoğu kendilerinin teoride serbest fakat aslında maaşlı serbest-köle olduklarının bilincinde olmadıkları gibi, yaptıklarının doğasını olduğundan tam aksi biçimde algılamakta ve sunmaktadırlar. Kimin (ve neden) gözü, kulağı, bilinci ve vicdanı oldukları hakkındaki düşünceleriyle, gerçek arasında ciddi zıtlık vardır. 

Kayıt, çoğaltma ve yayma teknolojileriyle birlikte, yönetim için bilginin ve enformasyonun ve kitleler için ise cehaletin ve geri-zekalılaştırmanın üretim ve dağıtımında kontrol ve yönetim olasılık ve olanakları büyük ölçüde arttı. 

Medya geniş kitlelerin eğlence, dinlenme ve boş zamanının kolonileştirilmesi için güçlü bir araç haline getirildi. Böylece kitle iletişim araçları insanların dinlenme, eğlenme ve boş zamanının çok önemli bir kısmını harcadığı bir meşgale oldu. 

Boş vakit ve eğlence zamanının örgütlenmesi ve kullanılmasında medyanın kendisi hem merkezi bir konuma geldi hem de yol gösteren temel ajan oldu. 

Kitle iletişim araçları olmasa biz televizyondaki şahane insanları tanımayarak güzelden ve ahlaktan yoksun kalırız; haberler olmazsa bilgisizlikten ölürüz. Kitle iletişimi olmasa Kaliforniya’nın liberal, Madison Avenue’nin reklam, küresel pazarın tüketim, televole’nin eğlence kültürünü alamaz, kültürsüzlükten çatlardık. Kitle iletişimi olmaksızın biz ifade özgürlüğümüzü nasıl kullanabilirdik ki? Kitle iletişimi bizi bize ve anlayışsız yönetime anlat derarak özgürlüğü kullanmamızı ve demokrasiyi geliştirmemizi sağlıyor. Örneğin Show, CNN, Hürriyet Gazetesi, MTV, Kadınca dergisi falan olmasa ifade özgürlüğümüzü kim koruyacak? Evde ailece birbiriyle konuşma, oyun oynama, oyuncaklar yapma, şakalaşma, yemekten sonra dışarı çıkıp birlikte gezme, kendi eğlenceni kendin yaratma gibi kötü huylardan uzak bir şekilde, Tv’nin önünde “eğlenir ve haber alırız. Neyi nerede nasıl satın alacağımızı ve tüketeceğimizi, neyin iyi ve neyin kötü olduğunu öğreniriz; Kısaca bir zamanlar “Tanrı” bizim kurtarıcımızdı, şimdi kitle iletişim araçları kurtarıyor: Kimi kimden ne için kurtarıyorlar? Kimi kime nasıl ve ne için hazırlıyorlar? Sakın bu sorulara cevap vermek için kafamızı yormayalım; kitle iletişimi bizim için cevapları çeşitli paketlerle kolayca yutacağımız, kolayca hazmedip kolayca çıkartacağımız şekilde sunmaktadır. Buna kültür deniliyor: “Fast-food” tıkınıp çıkartma kültürü… Ne dersiniz? 

Share:

Translate

Çok Okunanlar popülerler

Arşiv Blog Archive

EN YENİLER Recent Posts

En Güncel Olan

Diktatörlüğün Medyası

Diktatörlüğün Medyası: Maddi yoksunlaştırmanın düşünsel ve duygusal yoksullaştırmayla desteklenmesi İrfan Erdoğan, Ankara, 2018 ...