GLOBALLEŞME

irfan erdogan

Globalleşmenin birbirine bağıntılı iki anlamı vardır: (a) Bir firmanın bir ülkenin sınırları ötesinde yatırım yapması, (b) firmaların birbiriyle birleşerek\karışarak (Örneğin Time ile Warner Bros. firmalarının birleşmesi), veya satın alarak ya da ortak-girişimle uluslararasılaşması anlamınadır. Bu tür büyüme iletişim teknolojisinin ve uluslararası pazarın kapsamı ve kapasitesinin genişliği, yüksek maliyet ve finans gerektirmesi, ve pazar kontrolunda daha etken olması nedeniyle gerekli olmaktadır. Bu aynı zamanda üretim ve pazar kontrolü sayesinde karların azamileştirilmesi olanağını sağlar. Globalleşme bugünün dünya kapitalizminin kaçınılmaz bir gereğidir. Bu gereği Amerikan firmaları ve Avrupalılar çok iyi anlamış durumdalar.

Globalleşmenin yukarıdaki anlamı üzerine örtü çekilir ve globalleşmeye yeni ve popüler bir anlam verilir: Globalleşme evrenselliği, evrensel işbirliğini, evrensel kardeşliği, yoldaşlığı, evrensel birliği, dirliği ve beraberliği ifade eder; Globalleşme kader birliği, dünyada ortaklaşa barış ve özgürlük içinde yaşamayı anlatır. Ne anlatım ve ne ifade!: Epey güçlü. İnsanın içine işliyor ve insanca özlemlerini gıdıklıyor. Yutuyoruz tabi. yutuyoruz çünkü, bu iddia tek bir alandan hücumla gelmiyor, her gün her yönden, popüler media ve müzik, sanattaki gösterilerle desteklenerek geliyor ve güçlendiriliyor: "We are the World, We're the children" diyor içtenlikle Amerikan sanatçıları hep birlikte, ve bunu seyreden sivil-military-endüstriyel kopmplex'in büyükbaşları whisky'lerini yudumlayıp gülümsüyorlar. Ben onlar gibi olsam, ben de gülümserim: Modern kapitalizmin Tanrıyı öldürdüğü ve artık misyonerlerin beş paralık değerleri olmadığı kentsel alanlarda, yeni misyonerler türedi. Bu misyonerler, eskilerden farklı olarak, görevlerini tanrı adına ve karın tokluğuna değil, kapitalist pazarın maddi çıkar gereklerine göre yaparlar: "We are the world" diyenleri çoğumuz huşu içinde dinler ve duygulanırız, kendimizi o "We" içine katarız. Fakat yaşanan dünyanın yaşanan gerçeğinde, "we are the world" demek, ve kardeşlik, barış ve beraberlikten bahsetmek, "savaş, açlık, kıtlık, sefillik ve sömürünün nedeni olan dünya düzenini değiştirmemiz gerekir" diye insanları mücadeleye davet etmedikten sonra, sömürü düzeninin tasdikinden öte birşey değildir. Dünyada barış ancak, dünyanın her yerindeki insanların, ve özellikle ellerine silah verilmiş ve öldürmeye hazırlanmışların silahlarını bırakarak, sokağa dökülerek "sömurüye yeter!" demesiyle olur. Barış ve beraberlik teraneleri okuyanlar, gevşetici, rahatlatıcı ve uyutucu mesajla-masaj yerine, benim dediğim şekilde bir mesajla gelsinler, bakalım ne olur!! "We are the world" diye imperyalist ideolojinin bizlik uyutmacasını destekleyenlerin mesajları sürekli her yerde yayınlanır ve destekleniri, geniş kitlelere ulaştırılır. Benim dediğim şekilde olan ise hemencecik boğulur. Tekrar sorayım: Benim dediğim gibi bir mesaj, "we are the world" masajı gibi popüler iletişim araçlarıyla dünyaya dağıtılsa ve popülerleştirilse, ne olur dersiniz? En azından, silahlanmışlara silahları bırakmalarını söylediği için isyana davet nedeniyle boğazlanırlar. Sermeyenin devleti tarafından sermayenin imparatorluğunu korumak için eline öldür diye silah tutuşturulmuş adam, "ben öldürmem" diye silahı bıraktığında, isyan (veya vatana ihanet) olur!. Bu denli çarpıtılmış, adileştirilmiş, çaresizleştirilmiş bir dünyada yaşıyoruz. Silahı birey olarak kendi başına bırakabilir misin? Asla. Bırakmak olanağı sadece fikirlere bağlı olsaydı epey kişi askere gitmeyi red ederdi. Edemez, tıpış tıpış benim gibi gider. Neden red edemeyeceğini anlatmaya bile gerek yok: Egemen düzenin egemenlik borusu öter. Bu boru da ancak, toplu karşıtlıkla susturulabilir: Ücretli-köleler ve ellerine silah tutuşturulmuşlar, silahlara veda deyip sokağa dökülsünler bak ne olur o zaman!.



Uluslararası iletişim kitabımdan
Share:

Translate

Çok Okunanlar popülerler

Arşiv Blog Archive

EN YENİLER Recent Posts

En Güncel Olan

Diktatörlüğün Medyası

Diktatörlüğün Medyası: Maddi yoksunlaştırmanın düşünsel ve duygusal yoksullaştırmayla desteklenmesi İrfan Erdoğan, Ankara, 2018 ...